|
İslâm'ın yükselmesi, korunmas=
305;
ve yayılması için her türlü
çalışmada bulunmak, uğraşmak, gayret sarfetmek ve bu yolda sıcak ve soğuk
savaşa girmektir. Daha açık bir ifade ile Allah (c.c.)
tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, mal&ici=
rc;
ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, o yolda feda etmekti=
r.
İnsanın maddî-manevî bütün
varlığını Allah yolunda ortaya koyarak Hakk'ın
düşmanlarını ortadan kaldırmak için
savaşması "cihad"dır.
"İman edenler Allah yolunda cihad ederler. Küfredenler de tağut
yolunda savaşırlar…" (Nisa Suresi, 76)<=
/span>
"Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve a=
hiret
gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram
kıldığını haram saymayan ve hak dini (İsl=
am)
din edinmeyen kimselerle, küçülüp boyun eğer=
ek
elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın." (Tevbe Suresi, 29)
Bu aye=
t-i
kerimeler: İnsanları insanlara köle yapan sistemleri
yıkmayı açıkça emrediyor. Bütün
insanlar Allah'ın kuludur. Hiç kimse kendinden uydurduğ=
;u
sistemlerle Allah'ın kullarına hükmedemez. Bununla birli=
kte
"Dinde zorlama yoktur" prensibi de mühimdir. Kulları=
;n
kulluğundan kurtulduktan sonra inanç için zorlama
yoktur.
Yukarıda açıkladığımız deli=
ller
İslam erlerinin benliğinde yer etmişti. Onlara niç=
;in cihad ediyorsun diye sorulduğunda
düşmanlara karşı vatanımızı korumak,
İran ve Rumların bize karşı düşmanca
davranışlarını önlemek,
sınırlarımızı genişletmek, ganimet elde e=
tmek
için savaşıyoruz, diyene rastlanmamıştı=
r.
Onlar Allah'ın uluhiyetini yeryüzünde
açıkça ilan etmek, O'nun sistemini hayata hakim kılmaya, şeytanların sistemini
yıkmaya, insanları kula kulluktan kurtarmayı gaye
edindiklerini söylüyorlardı.
Onlar Rebia bin Amr,
Huzeyfe bin Muhsin ve Muğire bin
Şube'nin İran orduları baş
komutanı Rüstem'e söylediklerinin
aynısını ifade ediyorlardı. Rüstem bu İsl=
am
mücahitlerinin her birisini Kadisiye
savaşından üç gün önce: "Siz bural=
ara
niçin geldiniz?" diye sorduğunda şu
ölümsüz cevabı almıştı: "Allah =
bizi
yeryüzündeki insanları kullara kul olmaktan kurtarıp
tek bir olan Allah'a kul etmek için gönderdi. Allah insanla=
ra
en son elçisini ve en son hak dinini gönderdi. Kim O'nun di=
nini
kabul ederse, ona dokunmadan tekrar yurdumuza döneriz. Kim
karşı çıkarsa onunla ya #=
1;ehid
olup cennete gidinceye kadar savaşırız, ya da galip gelip
gazi oluncaya kadar cihad ederiz."
Müslüman, savaş meydanına atıyla cihada
çıkmadan önce kendi içinde cihad
yapar. Kendi nefsi istekleri, şehevi duyguları ve köt&uu=
ml;
istekleriyle cihad eder=
..
Kendi menfaatleri ve kabilesinin menfaatleri ile İslam
dışı her şeyle cihada çıkar. Yalnız
Allah'a kulluk fikrini gerçekleştirmek, yeryüzünde
Allah'ın saltanatını gasb ed=
en
putları ve putçuları yıkmak ve Allah'ın hakimiyetini sağlamak için cihada
çıkar.
İslam'ın doğrudan doğruya fertlerin
vicdanına hitap edebilmesi için, maddi otorite, eski toplum
düzeni gibi engelleri yıkmak ister. Önce fertleri bu mad=
di
zincirlerden kurtarır, sonra inancı seçme hürriye=
ti
verir. Oryantalistlerin hileli tuzaklarına kapılıp M&uum=
l;slümanların
bu günkü halini görüp de cihad=
sistemini gerçek şeklinden çıkarıp onu kel=
ime
oyunlarıyla savunma savaşı şeklinde göstermeye
çalışmayalım.
İ=
slam
dini kendisine hücum edenlere karşı yalnızca savunma
savaşı yapmamıştır. Çünkü
İslam'ın varlığı sırf "Allah'ın=
, alemlerin Rabbi oluşu" ilahi emrini ilan=
edip
yeryüzünde kulları kullara kul olmaktan kurtarmak
içindir. Bu varlık hiçbir insana kayıtsız
şartsız hak tanımayan, bağımsız ve ö=
rnek
bir topluluğun ortaya çıkışıyla kendini
gösterir. Bu örnek topluma hakim o=
lan
yalnız Allah ve Allah'ın kitabıdır. İslam'=
5;n
var oluşu bu gaye için olunca tabii olarak yeryüzü=
;nde
hakim olan kulların kullara kulluğu
prensibine dayalı cahiliyye
toplumlarını yok etmesi, onlarla mücadele etmesi, kendi
varlığının bir gereğidir.
Yeryüzünde Allah'ın hükmüyle hükme=
den
bir topluluk oluştuğunda kendisini savunacaktır.
İşte savunma ile cihad arası=
ndaki
ilgi bu durumda anlam kazanır.
İslam'ın varoluşu
gereği insanları kullara kulluktan kurtarmak için her
zaman önde gitmesi gerekir. Bunun neticesinde İslam'ı
coğrafi sınırlar içerisine
sıkıştıramayız. İslam basit
ırkçılık çerçevesine de sokulamaz.
İslam insanları kötülük odaklarına ve
Allah'tan başkasına kulluğun pençesine terk edeme=
z.
Eğ=
;er
İslam'ı bir toplumun mezhebi, bir ırkın düzeni,
bir kişinin sistemi olarak kabul etmeyip Allah'ın
yeryüzüne indirdiği hayat prensibi olarak kabul edersek,
neden çok çabuk bir şekilde yeryüzüne
yayıldığını anlarız. Bundan başka da
yayılış sebebi aramak boşunadır.
İslam'ın Allah'ın uluhiyeti,
kulların Allah'a kulluğu davası olduğunu unuttu=
7;umuz
zaman başka deliller aramaya ihtiyaç duyarız ki
İslam'da cihadın niçin ve neden
yapıldığı ortadayken hiçbir kişi ba#=
1;ka
deliller ortaya atmaya cesaret edemez.
İslam'ı, Allah'ın yeryüzünde uluhiyetini
ilan ettiren, bütün varlıkları tek bir Allah'a kul =
edip
kulları kullara kul olmaktan kurtaran ilahi bir sistem; Allah'=
5;n
hakimiyetini temsil eden bir toplum kalıbına
dökülmüş sistem olarak değerlendirirsek elbett=
e o
zaman fertlerin vicdanına hitap edebilmek için siyasi,
toplumsal tüm otoritelerin yıkılmasının gerekli
olduğunu kabul etmek zorundayız. İslam'ı bu
şekilde anlamakla, sınırlı bir toprak
parçasına özgü bir sistem olarak
değerlendirdiğimiz zaman tabii olarak onun cihadını
kendi toprağına yapılan hücuma karşı savu=
nma
harbi şeklinde kabul etmek zorundayız.<=
/p>
İ=
slam
bir kavmin, bir mezhebin veya bir bölgenin sistemi olmayıp
evrensel ve ilahi bir sistemdir. Bundan dolayı herkesten çok
aksiyoner olacaktır. Ve insanların inanç seçme
hürriyetini engelleyen tüm otoriteleri devirecektir.
İslam insanları hürriyetine kavuşturup alemlerin Rabbi olan Allah'ın uluhiyetini ila=
n edip
kulları kullara kul olmaktan kurtarmak için harekete
geçmek zorundadır. Tek bir olan Allah'a kulluk ise İsl=
am'a
göre ancak İslam düzeninin gölgesinde oluşabil=
ir.
Yalnız İslam düzeninde kanunlar Allah tarafından
konulur. Yalnız İslam nizamında, kulların hakimine de, mahkumuna da, siyahına da,
beyazına da, zenginine de fakirine de, haklısına da
haksızına da Allah'ın hükmü uygulanır. O'=
nun
kanunlarının huzurunda herkes eşittir. İslam'ı=
n dışındaki
sistemlerde hayata hakim olan kulların
kanunlarıdır. Kanun koymak ise uluhiyetin=
bir özelliğidir. Her kim kafasından
çıkardığı sistemleri kulların hayat=
5;na
tatbik etmek isterse uluhiyet etmek istiyor
demektir. İster bunu açıktan açığa
söylesin ister söylemesin fark etmez. Her kim insanlara
böyle sistem koyma hakkını tanırsa onların uluhiyetini kabul ediyor demektir. İster onla=
ra
ilah adını versinler, isterse vermesinler=
!..
İslam soyut inanç ve imandan ibaret değildir ki
inançlarını yalnız açıklama yoluyla k=
abul
ettirsin... İslam, bütün insanlığı
özgürlüğe kavuşturan aksiyoner bir sistemdir.
Diğer topluluklar ise sistemleri altında
Müslümanları idare edebilecek kapasitede değildirle=
r.
Onun için İslam bu evrensel özgürlüğe e=
ngel
olan diğer sistemleri yıkmak zorundadır. İşte
"Dinin Allah için olması" budur. Onda diğer
sistemlerde olduğu gibi kullara kul olmak yoktur.
Batı kültürünün baskısı altında
ezilenler, oryantalistlerin oyununa gelenler İslam'ı bu
şekilde anlamak istemezler. Çünkü
müsteşrikler İslam'da cihadı: "Dine sokmak
için fertlere zorla baskı yapmak" diye anlatırlar=
.
O soys=
uz
müsteşrikler aslında bunun anlattıkları
şekilde olmadığını da çok iyi bilirler.
Ancak, bu yollarla İslam'ı ve İslam'da cihadın
anlamını yitirmeye çalışırlar. Bizim
beyinsiz papağanlar ise hemen bu suçlamayı kaldır=
mak
için cihadı savunma harbi şeklinde göstermeye
başlıyorlar. İslam'ın doğal ve asli
görevlerini unutuyorlar. İslam'ın ilk hedefinin
insanlığın özgürlüğü olduğ=
unu
görmek istemiyorlar. Bu bizim papağanların İslam
anlayışını batılı müsteşrikler
bozmuşlardır. Güya din bir vicdan meselesiymiş,
İslam yalnız vicdanlara hitap edermiş, pratik hayatla il=
gili
değilmiş, bundan dolayı İslam için olan cihad, inançları zorla vicdanlara
yerleştirmek için yapılırmış.
Halbu=
ki
İslam hiçte böyle değildir. İslam Allah'=
5;n
hayata hakim olan sistemidir. Pratik hayat=
305;n
bütün ihtiyaçlarını karşılar.
İslam'da cihad: İslam sistemini
getirme, İslam sistemini hayata hakim
kılma fiilidir. İnanç meselesi ise bütün siy=
asi
etkiler ortadan kalktıktan sonra evrensel İslam sisteminin
gölgesinde ferdi vicdanen ikna etmeye bağlıdır. Fert
ikna olursa boyun eğip eğmemekte hürdür. (Seyyid Kutub, Fizilal’lil Kur’=
ân)
|