|
İrşad etmek, do=
287;ru
yolu göstermek, rehberlik yapmak. Zıddı; Saptırmak,
yanıltmak, dalâlete düşürmektir. Hidâyet kelimesi (HDY) kökünden bir
mastar olup terim olarak; küfür, şirk ve
sapıklıklardan kurtularak, İslâm'ın
aydınlık yoluna girmektir.
Ki#=
1;inin
bâtıl yolu bırakıp,
hidâyete yönelmesi Cenab-ı
Hakk'ın dilemesi ve yardımı ile olur. Kur'ân-ı
Kerîm'in çeşitli
âyetlerinde hidâyet ve dalâletten söz
edilmiştir!
<=
/o:p>
"Ey Muh=
ammed
de ki: Ey insanlar, size Rabbiniz tarafından bir hak geldi. Kim
doğru yola girerse, kendi lehine doğru yola girmiş olur.=
Kim
de saparsa, kendi aleyhine sapmış olur. Ben üzerinize ve=
kil
değilim." (Yûnus, 10/108)
"Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola s=
evk
edecek, hiç bir kimse bulunmaz." (er-R=
a'd,
13/33)
"=
Biz,
her Peygamberin karşısına, böylece mücrimlerden
bir düşman çıkarmışızdır. Yol
gösterici ve yardımcı olarak sana Rabbin yeter." (e=
l-Furkân, 25/31)
İslâm'ın hidâyet yolunu gizleyip
açıklamayanlar âyette şöyle uyarıl=
5;r:
"İndirdiği=
miz
delilleri ve hidâyeti, biz insanlara kitapta
açıkladıktan sonra onları gizleyenlere, işte
onlara, Allah lânet eder. Hem de bütün lânet
edebilenler lânetler. Ancak tevbe edip
kendilerini düzelten ve Allah'ın indirdiğini
açıklayanlar müstesna. İşte onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri
çokça kabul eden ve çok merhamet edenim"
(el-Bakara, 2/159, 160).
Cenab-ı Hakk'ın bazı kimselere hid=
ayeti
nasip etmemesinin sebepleri âyetlerde
şöyle açıklanır: "Yalancılık =
ve
küfürde ısrar etme" (ez-Zü=
;mer,
39/3). "Âşırı
yalancılık" (el-Mü'min,
40/28). "Zâlim ve fâsık
olma" (el-Âhkâf, 46/10, es=
-Saf, 61/5,7; el-Cum'a, 62/5=
; el-Münâfıkûn, 63/6).
Bir
kimsenin, Allah dilemedikçe, Peygamber'in istemesiyle hidayete
kavuşamayacağı ayetlerde şöyle ifade edilir:
"Ey Muhammed şüphesiz sen, sevdiğini hidayete
erdiremezsin. Fakat Allah, dilediğini hid&acir=
c;yete
erdirir. O, hidayete erecekleri çok iyi bilir." (el-Kasas, 28/56) "Onları hidâyete
erdirmek sana düşmez. Allah dilediğini hidâyete
erdirir." (el-Bakara, 2/272)
"=
Sen ne
kadar istesen de yine insanların çoğu inanmazlar."=
; (Yûsuf, 12/103)
Buhârî ve Müslim'in nakletti=
7;i
bir hadise göre, yukarıdaki ilk ayet Allah Rasûlünün
amcası Ebû =
Talib,
Rasûlullah (s.a.v)'i korur, ona yard&=
#305;m
eder, bu yüzden Hz. Peygamber onu tabiî bir sevgi ile severd=
i.
Ölümüne yakın, yanına gelerek şöyle
demişti: "Ey amca, Allah katında kendisiyle senin lehind=
e şehadette bulunabileceğim bir kelimeyi;
Allah'tan başka ilâh yoktur kelimesini söyle" Anca=
k, Ebû Talib, bu k=
elimeleri
söylemedi. (bkz. İbn Kesîr,
el-Kasas 56. âyet tefsîrî=
).
Ölümünden sonra, Hz. Peygamber'in, onun hakkında
istiğfarda bulunması üzerine hidayete ermeyenler i&ccedi=
l;in
yapılacak duanın geri çevrileceği şu âyetle bildirilmiştir: "Ne Peygamb=
erin
ne de Mü'minlerin, cehennemlik
oldukları belli olduktan sonra, yakın hısımları=
; da
olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru
olmaz." (et-Tevbe, 9/113)
Sonu&c=
cedil;
olarak, bir kimse hidâyeti yüce
Allah'tan istemeli ve bu hali ömür boyu korumak için, =
salih amel işlemelidir. Allahu
Teâlâ, irade-i cüz'iyesini
hak yola dönmek için kullanan ve iyi hal gösteren
kimselere aydınlık yolu gösterir.<=
/p>
|